• tanrıya ihtiyaç duymanın acizlik olması

    1.
    Kimsenin tanrı anlayışına, dinine, değerlerine hakaret olarak algılanmaması gereken başlıktır.
    Acı bir gerçektir.
    Cevaplanamayan sorular, elde edilemeyen başarılar, gerçekleştirilemeyen hayat beklentileri, toplum etkisi, yönetici istenci, ahlak kavramına gereğinden fazla değer yüklenmesi, düşünmenin ve sorgulamanın önünün kapatılmak istenmesi vb olaylar tanrının varlığını zorunlu kılan şeylerdir. Güya toplumsal düzeni sağlamak ve ahlakın genelgeçerliliğini sürdürmek adına ortaya atılan bir savdır. insanları uyuşturmak ve yönetimi kolaylaştırmak, davranışları sınırlamak, özgürlüğü kısıtlamak adına yaratılmış bir mittir. insanların tarih boyunca elde etmek istedikleri ölümsüzlük ülküsünün gerçekleştirilmesine yönelik atılan bir adımdır. Sözüm ona kendisine tapmamızı zorunlu kılan dinlerse dünya tarihi boyunca en büyük vahşetlerin, savaşların, suçların sebebi olmuştur. Bir tanrıya bağlanıp koşulsuz teslim olmaksa acziyet göstergesidir.
    ... daimonisay
  • hayattan ne istediğini bilmemek

    6.
    Başıma bela olan durumdur. can sıkıntısını ve hayattan keyif almamayı yanında promosyon olarak getirir. Sakat bırakır mazallah(psikolojik olarak).
    ... daimonisay
  • intihar

    2044.
    Gerçekten önemli olan tek bir felsefi sorun vardır: intihar.
    Albert camus.

    intihar geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır.
    ismet özel.

    Bana göreyse intihar varolmuş en onurlu ve erdemli kaçıştır.
    -2 ... daimonisay
  • faust

    140.
    "Dur ey zaman, ne güzelsin!"
    ... daimonisay
  • soren kierkegaard

    100.
    Ve kum saati, dünyanın kum saati boşaldı ve yüzyılın tüm gürültüleri sustu; çılgın ve kısır çabamız bitti, yakınlarına gelince, sonsuzlukta olduğu gibi– erkeğin veya kadının, zenginin veya yoksulun, kölenin veya efendinin, mutlunun veya mutsuzun olduğu gibi– herşey sessizlik içindedir; başın ister tacın parıltısını taşısın ister basit insanların arasında kaybolsun, ister yalnızca günlerin sıkıntılarına ve alınterlerine sahip ol, ister dünya durduğu sürece ünün yüceltilsin, ister isimsiz ve unutulmuş olarak sayısız kalabalıkların içinde kaybol, ister seni kaplayan bu görkem tüm insansal betimlemeleri aşsın, ister insanlar, ne olursan ol seni yargıların en acısı, en alçaltıcısı ile vursunlar, sonsuzluk milyonlarca benzerinden her biri için olduğu gibi senin için de tek bir konuda bilgiyle donanacaktır: Yaşamının umutsuz olup olmadığı ve umutsuzsa bunu bilip bilmediğin veya bu umutsuzluğu bir korku gizi gibi, suçlu bir aşkın meyvesi gibi içine sokup sokmadığından veya umutsuz olarak ve diğerlerine nefret duyarak öfkeye kapılıp kapılmadığın konusunda. Ve eğer yaşamın yalnızca umutsuzluğu taşıyorsa gerisinin hiçbir önemi yoktur! ister zaferler isterse yenilgiler söz konusu olsun, senin için herşey kaybedilmiştir, sonsuzluk seni artık hiç içine almaz, seni hiç tanımamıştır veya daha da kötüsü seni tanırken seni kendi benine çiviler. Umutsuzluğun benine!
    ... daimonisay
  • geceye bir şarkı bırak

    455.
    https://youtu.be/l3KKbiH9Jwg

    Hastasıyım.
    ... daimonisay
  • 20tl gönder herşey çok güzel olsun kampanyası

    2.
    Elinin altında sömürecek bir devlet olmadığı için başlatılmış olabilir.
    (bkz: kleptokrasi)
    ... daimonisay
  • hayalinizdeki meslek

    55.
    Çiftçilik. Koyun, keçi beslemek istiyorum. Tarla sürmek, ekin ekmek, hasat yapmak istiyorum. Yapacağımda.
    2 ... daimonisay
  • hamilelik üzerine

    4.
    Bu ne biçim başlık böyle. Nietszche kitabı gibi.
    7 -1 ... daimonisay
  • hiçbir kelime duymayan bebek hangi dili konuşur

    11.
    Aslında araştırmalar bebeklerin henüz anne rahminde konuşulanları dinlemeye başladığını ve doğduğu zaman rahimde duyduğu dili öğrenmeye meyilli olduğunu gösteriyormuş. Ama sen doğan bebeğin yanında hiç konuşmazsan büyük ihtimalle hiç konuşamaz çünkü konuşmak için belirli bir kelime haznesi yaratması gerekiyo.
    1 ... daimonisay
  • yağmur

    1398.
    Yağmur yağar taş üstüne
    ince kalem kaş üstüne
    Selam gelir baş üstüne
    Vay dili dili
    Kuş dili dili

    Dizelerini akla getiren başlık.
    ... daimonisay
  • sexting

    55.
    Olaya el atıyorum. Bu başlık tarafımca domine edilmiştir. Müraccat için özelden isminizi, numaranızı, kimlik fotokobisini, ikametgahı, lise diplomasını(aslının aynıdır mühürlü olmalı) ve cvnizi atın. Değerlendirip uygun görülen adaylarla sexting yapacağım. -dır.
    1 ... daimonisay
  • içebakış

    1.
    insanın bikincinin olduğunun bilincinde olmasıdır. insan kendini somutlaştırıp, kendini dışardan düşünebilme yeteneğine sahiptir. Bu ise kişinin kendi benliğini bir nesne olarak görebilmesini sağlar. Bir diğer deyişle insanın kendi düşüncesini dinlemesidir.
    2 ... daimonisay
  • yönelimsellik

    2.
    Bir aynaya sarı bir ayva görüntüsünün düştüğünü varsayalım. sarı ayvayı görüp de "ayva sarıdır" diyen bir insanın karşısında duran şey-durumunu ortaya koyması ile, aynanın bu durumu yüzeyinde yansıtması bir ve aynı şey midir? bilinci kendi içine kapalı bir temsil mekanizması olarak gören; bir diğer deyişle, şeylerin algılanmalarını zihinsel resimler, imgeler, vs. üzerinden açıklayan teoriler, önermenin şey-durumu ile uyuşumunu ayna yüzeyindeki yansıma ile yansıtılan şey arasındaki tekabüliyetten ayıramayacaklardır. yansımanın yansıtılan ile uyuşup uyuşmadığına ilişkin kanıt ya da doğrulama, yansıma olayına dışsal bir meseledir ve yansıtmayı yapan haricinde üçüncü bir gözün ilave eylemine ihtiyaç duyar. temsil sistemine dayalı öğreti şunu savunur: karşına bakar ve "ayva sarıdır" dersin. "sonra" bu önermenin içeriği ile karşındaki şey-durumunu karşılaştırır, arada bir uyuşum olduğu sonucuna varırsan dile getirdiğin önermenin doğru olduğunu söylersin.

    şimdi sorulacak soru şudur: ben zaten "ayva sarıdır" derken bu tekabüliyeti kastediyor değil miydim? "sonra kıyaslarsın" denildiğinde, bana zaten yapmış olduğum bir şeyi tekrarlamam yönünde bir komut verilmiş olmuyor mu? aynadan farkım, bendeki yansıma ile şeyin kendisi arasındaki uyuşumu kastederek bu yansıtmayı yapıyor oluşum değil mi? bir başka deyişle "ayva sarıdır" derken, "ayva gerçekten* sarıdır" demiş olmuyor muyum? durum böyleyse ayna sadece yansıtıyor, ben ise yöneliyorum; yani yansıttığım şeyin doğruluğunu kastediyorum. ayna üzerindeki yansımanın aslına uygun olup olmadığına ilişkin karar, yansıtma olayına eklenecek ilave bir edimin devreye girmesini gerektiriyor. insan algısının en temel düzeyde bu tip bir mekanizma üzerinde iş gördüğünü iddia eden teoriler, doğruluk önermenin bir özelliğidir derken, önermenin ancak ve ancak tematize edilmesi, nesne haline getirilmesi durumunda doğru ya da yanlış değerini alabileceğini iddia etmiş oluyorlar. doğrulama, önermenin kendisini şeyin kendisi ile tekabüliyeti bakımından tematize eden ilave bir içebakış edimi* neticesinde sözkonusu olabiliyor.

    yukarıda anlatılanın tersine bilincin yönelimselliği öğretisi, önermenin, içebakışsal ilave edim devreye girmeden önce de doğru olabileceğini iddia ediyor. önermenin henüz bir önerme olarak farkına varmamış olduğumuz, onu doğruluğu veya yanlışlığı bakımından odağa alıp tematize etmemiş olduğumuz ilk durumda bile kendi doğruluğu önerme tarafından zaten kastediliyor. tematize edilen önermeye karşıt olarak buna yaşanan önerme dersek, yaşanan önerme doğruluk iddiası taşıyabilmek için ilave bir karşılaştırma edimine ihtiyaç bırakmıyor demiş oluyoruz.

    bu noktada şöyle bir itiraz gelebiliyor: ilave içebakışsal edimle doğru ya da yanlış olduğu tespit edilen önerme ile sizin yaşanan önerme dediğiniz önerme zaten farklı önermeler değil. ikisinin de içeriği anlam* ve bu anlam bilinç edimlerinden bağımsız olarak geçerli veya geçersiz. ama bu karşı çıkış da boş, zira doğruluktan bahsedebilmek için ilave edimi zorunlu* kılan temsile dayalı bilinç öğretisinin kendisi. sonra gelen edimin zorunluluğu bu anlamda doğruluğun* kavramına zorla iliştirilmiş oluyor. bu durumda da önermenin doğruluğunun zamansallıkla alakası olmadığını söylemenin bir anlamı kalmıyor. ama tanım sorunlu olmaya devam ediyor; çünkü doğruluğu tespit eden ilave edimle algıyı dolayımsız olarak dile getiren, tematize edilen edimi (yaşanan önermeyi) birbirinden ayırmak hususunda kifayetsiz. doğruluğu önerme ve şey-durumu arasındaki tekabüliyet olarak tanımlıyor. "bu tekabüliyet ne zaman sağlanır?" diye sorulduğunda ise "önerme doğru olduğunda" diye yanıtlıyor.

    aynanın üzerindeki görüntü mevcut*. temsil teorisine göre bilincin içinde yer alan imge de mevcut. bilincin yönelimsel olduğunu iddia eden fenomenolojik yaklaşıma göre ise temsil ne bilincin içinde, ne de mevcut. bunun yerine şu söyleniyor: bilinç dünyaya-doğru; bilincin kendisi bir atılım. atılımın da mevcudiyet terimleri ile anlaşılacak bir tarafı yok.
    1 ... daimonisay
  • noesis ve noema

    1.
    Noema ve Noesis kavramları Husserl fenomenolojisinde önemli bir yere sahiptir. Bu kavramlar yönelimsellik kavramıyla çok yakından ilgilidir. Yönelimsel yaşantı javramının analizi bize irreel-yönelimsel bir unsur olarak noesislerin, nesnenin düşünülen anlamı olan noemayı kendi içinde taşıdığını göstermektedir. Her noemaya merkezi bir anlam karşılık gelmektedir ve her türlü noematik anlam kendi içinde nesnel bir ilişkiye sahiptir. Noema kavramı bağlamında iki farklı “nesne” kavramı arasında bir ayrım yapmak gerekmektedir. Birincisi içerik olarak nesnenin kendi belirleniminin nasıllığı (noematik anlam), ikinci olarak nesnenin belirsiz fakat belirlenebilen bir tekillik olması. Yaşantı kavramının noesise yönelik olan gerçek
    analizinde bütün noesislerde bulunan iki farklı faktör karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki yönelimsel olmayan, renk, tat lezzet duygulanımları gibi maddesel faktörler; ikincisi yönelimselliği içinde taşıyan ve maddeden alınan duygulanımlara mana veren ve onların üzerini örten anlam tabakasıyla ilgili unsurlardır. Yönelimsel yaşantıya ait bu iki unsur rasındaki
    karşılıklı ilişkiden anlam verme olgusu açığa çıkmaktadır. Böyle bir olguda yaşantıyla açığa çıkan nesnel noematik anlam yapılmış (konstituierte) bir anlam olarak karşımıza çıkar. Buna karşın noesisin buradaki işlevi, bir şeyin bilinci olarak, bilince ait çeşitliliği öyle bir şekilde
    (konstituierende) kurmaktır ki bu sayede bilinç çeşitlilikleriyle, tek ve bir bilince yönelik asli bilincin sentetik formlarını biraraya getirerek „nesnenin objektif birliği“ açığa çıkabilsin. Noesisin işlevi kendi „anlam verici“ yönüne, „tezsel“ yapısına ve nesnenin varlıksal yapısına
    göre farklılık gösterir
    ... daimonisay
  • ölümden sonra yaşamın olmaması

    2.
    Dinlerin doğmasında en büyük etkiye sahip olduğunu düşündüğüm gerçek. Bütün insan davranışlarının ölümsüzlük isteğiyle körüklendiğini düşünürsek ölümden sonra yaşamın ilahi bir varlığa ve insan gücünün yapmaya yetemeyeceği mekanlara ihtiyaç duyması bir tanrının, insan üstü bir varlığın gerekliliğini zorunlu kılmış olabilir.
    4 ... daimonisay
  • ilk mesaj ne olmalıdır

    4.
    Dilimi dirseğime değdirebiliyorum.
    2 ... daimonisay
  • kitap alıntıları

    3830.
    kitap alıntıları

    Kirkegaard- ölümcül hastalık umutsuzluk
    3 -2 ... daimonisay
  • astrobiyoloji

    10.
    Evrendeki yaşamın varlığını, varsa kökeni, bu yaşamın zeki olup olmadığını araştıran disiplinler arası bir bilim dalıdır. Bir başka deyişle evrendeki biyolojik kökenin araştırılmasıdır.
    (bkz: fermi paradoksu)
    ... daimonisay
  • yazarların uyumama sebepleri

    271.
    Öyle kolay bir sanat değildir uyumak: onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.

    On gerçek bulmalısın günde, yoksa gece de ararsın gerçeği ve canın aç kalır.

    On kez gülmelisin günde ve sevinmelisin: yoksa miden, o dert babası, gece seni tedirgin eder.
    -böyle buyurdu zerdüşt-

    Bir gerçek arıyorum sadece. Arıyorum ama bulamıyorum. -dur-
    1 ... daimonisay
  • yeni şeyler getiriyorum